<
İskilipli Atıf Şapka Takmadığı İçin Mi Asıldı?
Yazar
Tuesday, January 3, 2017

 ''Atatürk İskilipli Atıf Hoca’yı şapka takmadığı için astı.’’ cümlesi, içinde Atatürk düşmanlarının bulunduğu her siyasi tartışmada duymaya alışık olduğumuz bir cümledir. Kimisi şapka takmadığından asıldı der, kimisi İskilipli Atıf’ın risalesinde geçen şapka ile alakalı bir cümleden dolayı asıldı der…  Öyle ya da böyle, bu konu hep gündemde kalan bir konu. Şimdi bu konuyu inceleyeceğiz. Önce kısaca kendi düşüncemi daha sonra tarihçi ve ilahiyatçılarımızın düşüncelerini göreceğiz. Tarihçi ve ilahiyatçı demişken… Harbiden tarihçi olanları kastediyorum. Yani ‘’Tarih Bilimi’’ ile uğraşanları. Ne olduğu belirsiz, üslubu bozuk kimseleri değil…

 

 

 Bu konuyu siyasi bir tartışma ortamında ilk kez duyduğumda çok şaşırmıştım. Koskoca Atatürk o halde ki ülkeyi bir kenara bırakıp, bir insanı şapka takmadı diye nasıl asar? Böyle bir saçmalıkla uğraşır mı? Bu konuyu hiç araştırmasanız bile, Atatürk’ün cenaze töreninden fotoğraf ve videolar izleyerek sonuca ulaşırsınız. ''Cenaze töreni ile ne alakası var?’’ dediğinizi duyar gibiyim. Hemen açıklayayım…

 

 

 

 

 Atatürk’ün cenazesinde mahşeri bir kalabalık olduğunu biliyoruz. Cenazede bir sürü başı kapalı annemizin, bir sürü sakallı amcalarımızın olduğunu da biliyoruz… Hemen bir soru sorayım; Günümüzde herhangi bir lider, masum bir hocayı şapka takmadı diye assa siz o liderin cenazesine gider misiniz? Onu cenazesine gidip ağlayacak kadar sever misiniz..? Hadi Atatürkçü kesim bizi kandırdı. Peki o dönemin insanını kim kandırdı? Sen, şapka takmadı diye asıldı diyorsun, bunu biliyorsun da, onlar bilmiyor muydu? Sizi bilmem ama, Atatürk’ün cenazesinde ağlayan başı kapalı annelerimizi gördükten sonra beni, hiçbir delil sunamasam bile zor ikna edersiniz. İşin ipucu noktası bence bu. Şimdi konuyu bilirkişilerden okuyalım.

 

 

 

 

 

 Atatürk düşmanlarına belgelerle verdiği cevaplardan tanıdığımız tarihçimiz Sinan Meydan’ın konu hakkında ki görüşü;

 

 

 

 

 Meydan, “1950’den itibaren yaşadıklarımıza baktığımızda kahramanların vatan haini, vatan hainlerinin de kahraman ilan edildiğini üzülerek görmekteyiz. Bunun devletin kurumları tarafından yapılması ise gidişatın vehametini ortaya koymaktadır.Tarih baştan yazılmaya ve insanlar hiçbir belgesi olmayan bu yalan tarihe inandırılmaya çalışılıyor” diyor.

 

 

 

 

 

 Kurtuluş Savaşı karşıtı Alemdar gazetesinde Mustafa Sabri ile birlikte yazılar yazan biri İskilipli Atıf. Yazılarından birinde de “İslamın kilidini İngilizler koruyacak” diyen biri. İşte ulusal savaşta tutumu ve duruşu böyleydi. İslamın kilidini İngilizlerin eline bırakan bu adamlar, 1950’den itibaren bu ülkede kahraman ilan edildiler.

 

 Alemdar gazetesi, Padişah Vahdettin ve Şeyhülislam Mustafa Sabri'nin ortak imzasını taşıyan Atatürk'ün ve Anadolu'da emperyalizme karşı direnenlerin öldürülmesinin dinsel bir görev olduğunu belirten fetvayı yayınladı. Ardından da başkanlığını Atıf Hoca'nın yaptığı İslam Teali Cemiyeti'nin girişimiyle bir bildiri yazılarak, Yunan uçaklarıyla Anadolu'ya dağıtıldı. Bu bildiride Atatürk için Selanik dönmesi, yankesici, fitneci, hain, haydut, alçak, melun, cani, zalim, hırsız, canavar gibi ifadeler kullanılıyordu. İskilipli Atıf’ın başında bulunduğu dernek, bu bildiriye imza atmıştı.

 

 

 

PEKİ NEDEN ASILDI?

 

 

 1924 yılında şapka dolayısıyla Frenk Mukallitliği ve Şapka (Batı Taklitçiliği ve Şapka) isimli bir kitap yazdı. Daha şapka devrimi olmadan.Kitabında şapkanın taklitçilik olduğunu ve dine aykırı olduğunu müslümanların fesiyle, fesinin pükülüyle islamiyete bağlı oldukları gibi safsatalar yer alıyor. “Müslüman fesinin püskülüyle müslümandır” diyor. Fakat bu kitap dolayısıyla asılmıyor, o kitabı yazdığı için yargılanmıyor. Kasım 1925’de Şapka Kanunu kabul ediliyor. Aralık ayından itibaren de bazı kışkırtıcılar bunu bahane ederek, Giresun’da, Rize’de, Antep’te, Maraş’ta, Konya’da bazı olaylar çıkarıyorlar. Hükümet bizi dinsiz yapacak, şapka geldi din elden gitti, yakında Kuran’ı kaldırırlar gibi saçma sapan iddialarla halkı kandıran bazı kışkırtıcılar var. Bunu nereden mi biliyoruz? Çünkü bu adamlar yakalanıyor. Mesela Rize’de şapkayı bahane ederek Rize halkını kışkırtarak isyan çıkaranlar yakalandığında onları kimse tanımıyor orada. Onların çoğunun, mahalle imamlarını filan ayaklandıranların başka yerlerden gelen insanlar olduğu ortaya çıkıyor. Hepsinin belgeleri var. Bu kışkırtıcılık olayları artınca İstiklal Mahkemeleri harekete geçiyor. Biliyorsunuz İstiklal Mahkemeleri gezicidir. Bu mahkemeler Maraş’a, Rize’ye isyan çıkarılan yerlere gidiyor ve olay yerinde durumu inceliyor.

 

 

 

 Ve sonra İstiklal Mahkemesi bir karar alıyor ve İskilipli Atıf’a “Artık bu kitabı basmayacaksın ve bir daha dağıtmayacaksın” diyor. Kitabın dağıtımını durduruyor. Çünkü Şeyh Sait isyanının çıktığı dönemler, şapka dolayısıyla halkın kışkırtıldığı dönemler. Fakat isyan çıkan yerlere bakıldığına bu kitabın oralara el altından dağıtıldığı görülüyor. Bunun üzerine bu sefer de Ankara İstiklal Mahkemesi İskilipli Atıf’ı yargılıyor. Ankara İstiklal Mahkemesi yargılamasında Mahkeme Başkanıyla İskilipli Atıf’ın konuşmalarında tüm gerçek ortaya çıkıyor. Bütün belgeleri toplayan mahkeme soruyor: “Rize’de isyan çıkaranların elinde bu kitap varmış, biz bu kitabı yasaklamıştık niye gönderdin? Malatya’da Demirci Mehmet ustaya bu kitapları niye gönderdin? Bunlar yasaktı, adamlar isyanları körüklemişler.” Mahkemelerin elindeki deliller çok net ve açık, tarihleri ile makbuzlarıyla belgeli. Bunun üzerine kitapçılar çağrılıyor, bu kitapları basanlar çağrılıyor.İlk davada Giresun’da beraat eden İskilipli Atıf, kendisine yasak konulmasına rağmen kitapların dağıtımını sürdürdüğü için ikinci bir kez Ankara’da yargılanıyor. Bu kez eski defterler de açılıyor. Cumhuriyeti kuranlar, Şeyh Sait isyanından sonra artık daha dikkatliler. Çünkü o ayaklanma dini kullanarak Cumhuriyeti yıkmak isteyenlerin olduğunu çok net olarak göstermiştir. Ve arkasında emperyalizm desteği var. İngiltere var, başkaları var. Bu nedenle TBMM’de 25 Şubat 1925’te kabul edilen “Dini ve Dinin Kutsal kavramlarını Siyasete Alet Edenler Hakkında Kanun”a göre dini kullanıp halkı kışkırtanların “vatan haini” sayılacakları belirtilmiştir. Onun için Cumhuriyet eski defterleri yeniden açmıştır. Kurtulus Savaşı yıllarında ihaneti görülmüş fakat sonradan affedilmiş kişilerle ilgili defterler Şeyh Sait İsyanı’ndan sonra yeniden açılmıştır. Ve bu defterler açılınca İskilipli Atıf’ın sicili ortaya çıkmıştır. Mustafa Sabri’yle birlikte Kurtuluş Savaşı yıllarında yediği naneler ortaya çıkmıştır. Ankara İstiklal Mahkemesi tutanaklarını okuduğunuzda Mahkeme’de İskilipli Atıf’a iki suçlamada bulunulduğu görülmektedir:

 

 

 

1- Sen bu kitapları dağıtarak halkı isyana teşvik ettin, kışkırtıcılık yaptın,

2- Kurtuluş savaşı yıllarında da ihanet bildirileri hazırlayıp halkı Mustafa Kemal’i öldürmeye teşvik edenlerin başında yer aldın.

Bunun tüm belgelerini ortaya koyuyor mahkeme.

Sonuçta Ankara İstiklal Mahkemesi İskilipli Atıf’ı Türk Ceza Kanunu’nun 55. Maddesi’nin “TC’nin Teşkilatı Esasiye Kanunu’nun tamamen veya kısmen tağyir… veya ifayı vazifeden menine cebren teşebbüs edenler idam olunur, diyen muharrer fırkası mucibince” vatana ihanet suçundan idam etmiştir.

 

Ayrıca aynı mahkeme İskilipli Atıf’la birlikte yargılanan Babaeski Müftüsü Ali Rıza’ya da idam cezası vermiştir. Çünkü Mahkeme, Müftü Ali Rıza’nın da Yunan işgaline karşı direnilmemesi için çalışmalar yaptığını kesin olarak belgelemiştir. Bu iki idam dışında Ankara İstiklal Mahkemesi’nde yargılanan diğer hocalar ya beraat etmiş ya da hafif cezalar almıştır. Ömer Rıza (Doğrul), Tahirül Mevlevi, Elmalılı Hamdi (Yazır), Ahmet Hamdi (Akseki) gibi hocalar da yargılanmış ama suçsuz oldukları için beraat etmişlerdir. Eğer bizim Atatürk ve Cumhuriyet düşmanlarının iddia ettiği gibi İstiklal Mahkemeleri’nin niyeti gerçekten de bir şekilde din adamlarını asmak olsaydı, bu din adamları beraat edebilir miydi?

 

 

İLAHİYATÇI YAŞAR NURİ ÖZTÜRK’ÜN KONU HAKKINDA Kİ GÖRÜŞLERİ;

 

 

 

 

 Belgelere dayalı gerçek şudur: İsikilipli'nin Şapka Risalesi'inden yargılandığı mahkeme Giresun İstiklal Mahkemesi'dir ve bu yargılamanın tarihi 16-18 Aralık 1925'tir. İskilipli, bu yargılama sonunda, Şapka Risalesi'nin, geçmiş bir tarihte yazıldığı ve binaenaleyh buna dayanılarak yeni kanun muvacehesinde suçlama yapılamayacağı gerekçesiyle beraat ettirilmiş ve mahkeme heyetiyle aynı gemide İstanbul'a dönmüştür. Ne var ki, hayatı bir yığın kanunsuzluk içinde, özellikle Millî Mücadele'ye karşı çıkışla geçmiş bu zât, başka suçları tespit edildiğinden yeniden derdest edilip bu kez, Ankara İstiklal Mahkemesi'ne sevk edilmiştir. Burada yargılanması 1926 yılı Ocak ayında başlamış ve Şubat ayı başlarında suçu sabit görülerek Ceza Kanunu'nun 55. maddesine uygun şekilde mahkûm edilmiştir.

 

 

İdam hükmü, 'Türkiye Cumhuriyeti'nin Teşkilat-i Esasiye Kanunu'nu tamamen veya kısmen tağyir gerekçesiyle verilmiştir. İskilipli, aynı suçtan hüküm giyen Babaeski müftüsü Ali Rıza Efendi ile birlikte 4 Şubat günü Ankara'da Meclis binası yakınlarındaki Karaoğlan Çarşısı'nda asılmıştır.

 

 

 

 

 Aynı kararla aynı gün idam edilen Babaeski Müftüsü Ali Rıza ile Âtıf Hoca'nın Millî Mücadele'de batı Anadolu'yu işgal etmiş olan Yunan ordusuna direnilmemesi için faaliyet gösterdikleri mahkemece belgelenmiştir. Müftü Ali Rıza'nın, Yunan işgaline karşı çıkanları şikâyet ederek cezalandırdığı da belgelenmiştir. Bu müftü, Millî Mücadele devam ederken vatana ihanet suçundan on yıl ceza yemiş, fakat genel aftan yararlanarak kurtulmuştu. Hoca Âtıf ise başında bulunduğu Teâlî-i İslam Cemiyeti'nin (ada bakın!) imkânlarını kulla-narak İngiliz ve Yunan işgallerine karşı çıkılmaması için çalışmış, bu yolda hazırlattığı beyan-nameleri Türk köylerine dağıtmıştır. Mahkeme bunların tümünü belgelemiş ve hükmünü buna göre vermiştir.

 

 

Adamın, 'Şapka Risalesi' dışında suçları varsa ve bunlardan mahkûm olmuşsa, mahkeme ne yapsın! Ve Şapka Risalesi ne yapsın!

 

 

KONU HAKKINDA İLAHİYATÇI İSMAİL YAKIT'IN GÖRÜŞLERİ;

 

 

 

 

 İskilipli Atıf Hoca Şapka Kanunu kabul edilmeden bir buçuk yıl önce ’'Frenk Mukallitleri ve Şapka’' adında 1924’te bir risale (kitapçık) yayınladı. Onun şapka kanunu ile idam edildiğini, kanunun geriye yürütüldüğü iddia ediyorlar. İskilipli Atıf Hoca’nın idamının bu kitapçıkla ilgisi yoktur. Kimse böyle bir kitapçıktan dolayı idam edilmez. Kitapçıkta Hz. Muhammed’e atfedilen bir hadis üzerinde duruluyor. Hadis ’'Bir kavme benzeyen, o kavimdendir’ şeklinde bir hadis. Bu konu risalede ’'frenk mukallitliği'’ üzerinde duruluyor. Frenk mukallitliğinin anlamı ’'gavur taklitçiliği'’ dir. Şapkanın bu kitapçıkta İslami bir kisvesi olmadığı vurgulanıyor. ’'Müslüman kisvesi değildir. Sarığı, fesi çıkarıp şapkayı takmak onlardan olmaktır.

 

 

 

Dini kullanarak isyan çıkardılar..

 

 Şapka kanunundan sonra Anadolu’da Malatya, Sivas, Kayseri, Rize, Maraş, Giresun gibi pek çok yerde isyanlar çıktığını kaydeden Prof. Dr. Yakıt, İskilipli Atıf Hoca’nın davasına Ankara İstiklal Mahkemesinin baktığını, Atıf Hoca’nın risale ile ilgili konudan beraat ettiğini ama başka olaylardan edemediğini belirtti. Anadolu’da çıkan isyanların şapkayla ilgili yapılan karalama propagandaların etkisiyle geliştiğini dile getiren Yakıt, ''din elden gidiyor’diye bağırmaları toplumun istedikleri biçimde hareketlenmesi için etkili bir yöntemdi.'' dedi.

 

 

 

 Konu hakkında okunacak kitaplar mevcut. Yazımda sadece konu hakkında temel bilgilere ulaşma adına 3 önemli isimden cümlelere yer verdim. 

 

Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'e saygıyla...

 

 

 

 

Kaynak kullanılmış siteler:

Sözcü

Cevizkabuğu

Gazetevatan

 

 

 

Bu makale
140 Puan
Puan Ver
1 2 3 4 5

Beğendim

Beğendiniz

Bildir

Bildirdiniz.
Gerekçe
Çık
11 yorumlar
Tuesday, January 3, 2017

Eline sağlık iyi yazı olmuş ancak uzun yazılar daha çok paragraflandırılmalı acayip gözümü aldı ama yazı iyi olduğu için okudum.

Tuesday, January 3, 2017

Bu sefer de fazla uzun olacak diye düşündüm ama bir dahaki yazıda dikkat edeceğim, teşekkür ederim.

Tuesday, January 3, 2017

Çok güzel-yararlı yazı

Tuesday, January 3, 2017

Teşekkürler Anıl.

Tuesday, January 3, 2017

bravo

Tuesday, January 3, 2017

işte bunu bi türlü anlamıyorlar.ya da anlamak istemiyorlar ya deli oluyorum!

Tuesday, January 3, 2017

Bunu anlamayı neden istemiyorlar? +1

Tuesday, January 3, 2017

Makaleye ilave olarak diyeceğim şudur okuyanları etkilememek için Atıf'ın memurken yaptığı usülsüzlerden sürgün yediğinden bahsedilmemiş. Onu da ben ekliyorum böyle biriydi kendisi. Vahdettin'de benzer bir açıklama yapmış ve bu ülkenin kaderini önce Allaha sonra ingilizlere bırakıyorum demiştir.

Tuesday, January 3, 2017

Bravo, müthiş olmuş bu konudaki en yararlı yazılardan biri ama malesef anlamak istemiyorlar.

Saturday, January 14, 2017

Fesi İslam'ın veya Müslümanlığın bir parçası olduğunu söylemek en büyük hatadır.Iı.Mahmut Osmanlıya fesi getiren ilk padişahtır ve getirdiği için dönemin halkı padişahı gavur padişah diye adlandirmistir.O dönemde İslam'a aykırı olduğu düşünülen fesi ne ara İslam'ın koparilamaz bir parçası hale getirdiler? Merak konusu...

Saturday, February 4, 2017

Kardeşimiz baya uzun bir makale yazmış öncelikle çabasını tebrik ediyorum yazıcaklarımdan sonra bana dönerse dahada sevinirim münazarayı severim öncelikle iskilipli atıf hoca teali islam cemiyeti kurucularındandır bu cemiyet milli mücadele karşıtıdır diye biliyoruz ama ne kadarı doğru öncelikle cemiyet ilk kuruldğunda milli mücadele taraftarıydı ama cemiyetin içine sızmış istanbul hükümeti taraftarları büyük bir çoğunluğa ulaşınca iskilipli atıf hoca ve tahir mevlevi adlı iki zat bu cemiyetten ayrılır ve ankaraya giderek orada hizmetine devam eder . asılma mevzusu ise kendisinin şapka inkılabından 2 yıl önce frenk mukatilliği ve şapka adlı eseri sebep olur KAYNAK:VİKİPEDİ https://tr.wikipedia.org/wiki/İskilipli_Mehmed_Âtıf_Hoca

 

© 2017 - Mahluklar